Depresyon Psikolog
Depresyon Psikolog Randevusu

Depresyon Belirtileri ve Nedenleri

Bireyin kendilik algısını, hayata katılımını, sosyal ilişkilerini ve işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen ruhsal hastalıklar içinde depresyon önemli bir yer tutar. Depresyon, toplumda çoğu zaman genel bir mutsuzluk hali olarak algılansa da gerçekte bireyin duygu durumunu, düşünce yapısını, davranışlarını ve işlevselliğini olumsuz yönde etkileyerek yaşam kalitesini düşüren bir ruhsal sağlık sorunudur. Klinik olarak depresif bozuklukbaşlığı altında ele alınan bu sorun farklı şiddet ve sürelerde seyredebilmekle birlikte, en ağır ve işlevselliği en fazla bozan klinik tablo majör depresyon olarak ortaya çıkmaktadır. Genel olarak çökkün bir ruh hali, ilgi ve zevk kaybı, umutsuzluk hissi ve karamsarlık, suçluluk ve değersizlik duyguları, odaklanma sorunları, enerji yitimi ve uyku-iştah düzeninde değişiklikler depresyonda görülen en temel belirtiler arasındadır. 


Randevu Al

Depresyon Nedir?

Depresyon kavramı halk arasında sıklıkla genel bir mutsuzluk durumu olarak ifade edilmekle birlikte, klinik depresyon bu geçici duygusal durumdan farklı olarak belirgin belirtilerle seyreden, bireyin işlevselliğini ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen bir ruhsal bozukluktur. Depresyonun sıradan bir mutsuzluk halinden ayırt edilebilmesi için, çökkün mood ya da ilgi kaybı belirtilerinden en az birinin mutlaka görülmesi gerekir. Bunlarla birlikte uyku ve iştah dengesinde bozulma, hareketlerde yavaşlama, enerji düşüklüğü, değersizlik ve suçluluk duyguları, odaklanma sorunları ve konsantrasyonda bozulma, sürekli ölüm ile ilgili düşünceler ve intihar girişimleri görülmektedir. Günün büyük bir bölümünde ve en az iki hafta bu belirtilerin görülmesi depresyon tanısı için gereklidir. Depresyon aynı zamanda akademik ve sosyal hayatta, kişiler arası ilişkilerde ciddi işlev bozukluklarına yol açmaktadır. Depresyon tanısı alan birey, günlük yaşamın gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmekte zorlanır ve daha önce ilgi ve keyif duyduğu etkinliklerden dahi zevk alamaz hâle gelir.

Birey günün büyük bir bölümünde depresif, kederli, yorgun ve umutsuz hisseder. Depresyon, mutlaka profesyonel bir yardım alınması ve takip edilmesi gereken, beyin kimyasını bozan biyolojik bir hastalıktır.

Depresyon Türleri Nelerdir?

Majör Depresyon: Çökkün duygudurum ya da ilgi yitiminin olduğu sabahtan başlayarak günün büyük bölümünde devam eden ve en az iki hafta süren belirtilere ek olarak değersizlik ve suçluluk duyguları, odaklanma güçlükleri, iştah ve kilo değişiklikleri, uyku düzensizliği, psikomotor yavaşlama, yorgun ve bitkin hissetme ve ölüm düşüncelerinden bazıları görülmektedir. İşlevsellikte ciddi bozulmalar meydana gelir.

Distimi: En az iki yıl süreyle devam eden, depresif belirtilerin daha hafif düzeyde ortaya çıktığı bu tabloda, genellikle özkıyım düşünceleri bulunmamakla birlikte, bireyin sosyal ve mesleki işlevselliğinde bozulmalar gözlenebilmektedir.

Yıkıcı Duygudurum Düzensizliği Bozukluğu: Çocuklukta ve ergenlikte ortaya çıkan sık ve yoğun öfke patlamaları görülür. Bu öfke tepkileri, çocuğun gelişim düzeyiyle orantısız ve kontrol edilmesi güçtür. Öfke patlamaları arasında çocuk çoğu zaman sinirli, gergin ya da huzursuz bir ruh hâli içindedir. Okulda, evde ve sosyal ilişkilerde işlevsellikte belirgin bozulmalar görülmektedir. 

Premenstrüel Disforik Bozukluk: Adet öncesi, disfori, bitkinlik ve kilo artışı gibi belirtiler görülür. İşlevsellikte bozulmalar görülebilir.

Doğum Sonrası Depresyon: Doğumdan sonraki ilk dört hafta içinde mutsuzluk, sık ağlama, bebeğiyle yeterince ilgilenememe, çökkün bir duygudurum, emzirmeye karşı isteksizlik ve bebeğin ağlamasına karşı tahammülsüzlük gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Bu süreç, anneyi olumsuz etkilediği gibi anne-bebek arasındaki bağlanma sürecini de zedeleyebilir. Bu nedenle hem annenin hem de bebeğin ruh sağlığı açısından büyük önem taşıyan ciddi bir ruh sağlığı sorunudur.

Melankolik Depresyon: Kişinin günün büyük bölümünde yoğun bir mutsuzluk ve keder duygusu yaşadığı, neredeyse hiçbir şeyden zevk alamadığı bir depresyon türüdür. Özellikle sabah saatlerinde belirtiler belirgin şekilde artar; kişi güne çok kötü bir ruh haliyle uyanır. Erken uyanma, yeniden uykuya dalamama ve bu durumun yarattığı belirgin bir çökkünlük tabloya eşlik eder.

Mevsimsel Depresyon: Daha çok kış ve sonbahar aylarında mevsimlere bağlı olarak ortaya çıkan ve tekrar eden ruhsal çöküntü halidir. 

Depresyon Belirtileri

  • Depresif mood ve zevk alamama belirtilerinden en az biri
  • Uyku düzensizliği (uykusuzluk ya da çok uyuma)
  • İştah- kilo düzensizliği (aşırı yeme-kilo artışı ya da iştahta azalma – kilo kaybı)
  • Hareketlerde yavaşlama veya ajitasyon
  • Değersizlik ve suçluluk duyguları
  • Kararsızlık ve odaklanma güçlükleri
  • Ölüm ve intihar düşünceleri
  • Enerji yoksunluğu
  • İşlevsellikte bozulma

Depresyon Nedenleri

Depresyon, tek bir nedene indirgenemeyen; biyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenin meydana gelmesiyle ortaya çıkan bir ruhsal bozukluktur. Çocukluk döneminde yaşanan travmatik deneyimler, kronik stres, çevresel etkenler, olumsuz yaşam koşulları ve zorlayıcı hayat olayları depresyon gelişiminde önemli rol oynayabilir. Bunun yanı sıra önemli kayıplar, yas, ayrılık, hayal kırıklıkları ve yaşamda karşılaşılan ani değişimler depresyonun nedenleri arasında görülebilir. Beyin kimyasallarındaki işleyiş bozuklukları, genetik yatkınlık ve ailede depresyon öyküsünün bulunması riski artıran faktörler arasındadır. Tiroid hastalıkları, kalp rahatsızlıkları ve hormonal dengesizlikler gibi bazı fiziksel hastalıklar ile bazı ilaçların kullanımı ve alkol ve madde kullanımı da depresif belirtilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir. 

Depresyon Kadın ve Erkeklerde Nasıl Farklılıklar Gösterir?

Yapılan bazı araştırmalar, depresyonun görülme sıklığının erkeklere kıyasla kadınlarda daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte depresyonun klinik belirtileri de bazı farklılıklar gösterebilir. Bazı olgularda erkek ve kadınların depresyonu yaşama ve ifade etme biçimleri birbirinden farklıdır. Kadınlarda depresyon daha çok duygusal belirtilerle (keder, hüzün, uyku ve iştah dengesizlikleri gibi) kendini gösterirken erkeklerde ise alkol ve madde kullanımı, öfke patlamaları, riskli davranışlar yoluyla dışa vurma söz konusu olabilmektedir.

Depresyonun Günlük Hayata Etkileri Nelerdir?

Depresyon tanısı almış bir birey neredeyse hiçbir şeyden zevk almaz. Bu nedenle en basit günlük işleri ve kişisel bakımını bile yerine getirmekte zorlanır. Hareketlerde ciddi bir yavaşlama görülür. Sosyal ve iş yaşantısında aksaklıklar ortaya çıkar ve işlevsellikte ciddi bozulmalar görülür. Yoğun suçluluk duyguları ve umutsuzluk hisleri yaşar. Bu durum özgüvenini olumsuz etkileyebilmekle birlikte sosyal ilişkilerinde soruna yol açabilmektedir.

Depresyon ile Anksiyete Arasındaki Farklar Nelerdir?

Depresyon ve anksiyete bazen birlikte görülebilen fakat özellik ve belirtileri açısından birbirinden farklı iki ruhsal durumdur. Depresyon, depresif mood, ilgi yitimi ve umutsuzluk hisleriyle karakterizeyken anksiyete daha çok endişe, gerginlik ve sürekli tetikte olma halidir. Her iki durumun fiziksel belirtilerini ele almak gerekirse depresyonda yorgunluk, hareketsizlik, uyku ve iştah değişimleri ön plandayken anksiyetede nefes darlığı, çarpıntı, terleme ve titreme gibi belirtiler görülmektedir. Depresyonda birey daha çok geçmiş ve şimdiki yaşama odaklıyken anksiyete yaşayan birey geleceğe yönelik sürekli bir olumsuz beklenti içindedir. Depresyon bireyde kedere, suçluluk ve değersizlik duygularına sebep olurken anksiyete kötü bir şey olacak düşünceleriyle bocalayıp durur. Depresyonda aktivitelerde azalma ve işlevsellikte bozulma görülürken anksiyete de sürekli kontrol etme ve kaçınma davranışları görülür. Depresyon ve anksiyete tüm bu yönleriyle birbirinden farklı olsa da çoğu zaman birlikte görülmektedir.

Depresyonu Önlemek için Günlük Alışkanlıklar Nelerdir?

Günlük fiziksel hareket (spor, yürüyüş gibi), duygu ve düşüncelerin fark edilmesi ve ifade edilmesi, günlük yaşam içinde anlam içeren hedefler belirlemek, sosyal ilişkileri sürdürmek ve geliştirmek, anlam içeren aktiviteler belirlemek ve uygulamak, uyku ve yemek düzenine önem vermek, stresle başa çıkma becerilerini güçlendirmek gibi alışkanlıklar depresyonu tamamen engellemese de psikolojik dayanıklılığı arttırarak depresyon riskini azaltabilmektedir.

Depresyon Sonrası Normal Hayata Dönüş Süreci Nasıl Olur?

Ağır ve ileri düzeyde seyreden depresyon olgularında mutlaka profesyonel yardım alınması gerekmektedir. Bazı bireylerde belirtiler kısa sürede hafifleyip gerileyebilse de bazı olgularda hastalık daha dirençli bir seyir izleyebilir ve tedavi süreci uzayabilir. Ağır depresyon, biyolojik temeli olan bir ruhsal bozukluk olduğu için, bu durumlarda ilaç tedavisi temel bir müdahale olarak uygulanmaktadır. Gerektiğinde ilaç tedavisine ek olarak psikoterapi desteği sağlanması, tedavinin etkinliğini artırmakta ve iyileşme sürecine olumlu katkı sunmaktadır. Depresyon yaşayan bireyde intihar riski bulunduğu durumlarda ise, güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla hastaneye yatış gerekebilir. Uygulanan ilaç tedavisinin etkili ve kalıcı olabilmesi için genellikle en az altı ay süreyle devam ettirilmesi gerekmektedir. Her tedavide olduğu gibi depresyon tedavisi de kişiye özgüdür. Bu nedenle Depresyon tedavisi sonrasında günlük hayata dönüş süreci de kişiye özgüdür ve kademeli olarak ilerler. İşlevsellik ve enerji zamanla toparlanır; bu süreçte bireyin kendine yüklenmemesi önemlidir. Günlük işlerin yeniden düzenlenmesi, hareket için basit adımların atılması, psikoterapinin sürdürülmesi ve sosyal yaşama adım adım katılım iyileşmeyi destekler. Ayrıca depresyonun tekrar nüks etme ihtimalinin göz ününde bulundurulması ve gerektiğinde profesyonel destek alınması, iyilik halinin devamı için önemlidir.

Depresyonun Toplum Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Depresyon, bireyin ruhsal sağlığını etkilediği gibi aile yapısını, sosyal ilişkileri, iş yaşamını ve genel toplumsal işleyişi de etkileyen bir sorunudur. Keyifsizlik ve işlevsellikte bozulma, iş gücü kaybı ve üretkenlikte azalmaya neden olur. Bununla birlikte sağlık harcamalarının artması nedeniyle ciddi ekonomik sorunlar ortaya çıkarabilir. Depresyon tanısı almış bireylerin sosyal yaşamdan çekilmesi, aile içi rollerin aksaması ve bakım yükünün artması gibi durumlar toplumsal işlevselliği olumsuz yönde etkiler. Ayrıca damgalanma ve ruh sağlığına ilişkin farkındalık eksikliği, bireylerin tedavi arayışını geciktirerek hastalığın ağırlaşmasına yol açabilir. Tüm bu nedenlerle depresyon, erken tanı, etkili tedavi ve toplumsal düzeyde önleyici ruh sağlığı politikaları gerektiren önemli bir toplumsal sorundur.

Mutsuzluk ve Depresyon Farkı Nasıl Anlaşılır?

Depresyonda olmak ve mutsuz hissediyor olmak birbirinden net bir şekilde ayrılması gereken iki durumdur. Her insan hayatının değişen alanlarında ve değişen yaşam koşulları neticesinde dönem dönem mutsuz, umutsuz ve kederli hissedebilir. Dolayısıyla mutsuzluk, yaşamın belirli dönemlerinde ortaya çıkabilen, genellikle tıbbi bir müdahale gerektirmeyen ve çoğu zaman kendiliğinden azalan ya da ortadan kalkan, bireyler için olağan bir duygudur. Depresyon ise tedavi gerektiren bir hastalıktır. Depresyonu mutsuzluktan ayıran en temel faktör belirtilerin en az iki hafta süreyle ve neredeyse her gün günün büyük bir bölümünde devam ediyor olması gerekmektedir. Bununla birlikte mutsuzluk duygusuna ek olarak zevk alamama, çökkün bir ruh hali, iştah ve uyku değişiklikleri, psikomotor yavaşlama, ölüm ve intihar düşünceleri, yoğun suçluluk ve değersizlik duyguları, odaklanma güçlüğü ve yorgunluk belirtilerinden en az beşinin bir arada bulunması gerekir. İşlevsellikte ciddi bozulmaların gözlemlenmesi de mutsuzluk ve depresyonu birbirinden ayıran diğer bir önemli belirtidir. 


Randevu Al

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Depresif kişilik nedir?

Depresif kişilik, klasik bir depresyon atağından farklı olarak süreklilik gösteren, geleceğe yönelik umutsuzluk, karamsarlık, kendini değersiz ve yetersiz görme, kendisine yönelik yargılayıcı ve suçlayıcı tutum ve eleştiriye aşırı duyarlılık gibi belirtilerin seyrettiği bir kişilik örüntüsüdür.

Depresyonda olan biri nasıl davranır?

Depresyonda olan biri, normalde keyif aldığı etkinliklerden artık zevk alamaz. En basit işleri yapmakta bile güçlük çeker. Duş almak, kişisel bakımı sürdürmek ya da ev işleri gibi günlük rutinleri yapmak bile bir işkence gibi gelir. Kişi sürekli yorgun, isteksiz ve mutsuz görünür, çoğu zaman sosyal etkileşimlerden kaçınarak evde olmayı ve yalnız kalmayı tercih edebilir.

Depresyona girince ne yapmalı?

Kişi depresyona girdiğinde, yalnızca kendi çabalarıyla bu durumun üstesinden gelmeye çalışmanın yeterli olmayabileceğini kabul etmeli ve “kendi kendime aşarım” düşüncesini bir kenara bırakarak mutlaka profesyonel destek aramalıdır. Zamanında alınan profesyonel destek belirtilerin hafiflemesini sağlarken aynı zaman da hastalığın ağırlaşmasının, kronikleşmesinin ve işlevsellik kaybının önlenmesine yardımcı olur.

En ağır depresyon türü hangisidir?

Belirtilerin çok yoğun yaşandığı ve bireyin günlük yaşamını sürdürmekte ciddi zorluklar çektiği en ağır depresyon tablosu Majör Depresyon Bozukluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Depresyon en çok kimlerde görülür?

Depresyon herkesin yaşamında ortaya çıkabilecek bir hastalık olmakla birlikte; genetik yatkınlığı olanlarda, ailesinde depresyon öyküsü bulunan kişilerde, olumsuz yaşam koşullarına ve uzun süreli strese maruz kalanlarda, travmatik yaşam olayları yaşayanlarda ve yaşamda ani değişimlerle karşılaşanlarda görülme riski daha yüksektir. Bunun yanı sıra bazı fiziksel hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar, alkol ve madde kullanımı ile kayıp, yas ve ayrılık yaşayan bireylerde de depresyon gelişme olasılığı artmaktadır.

Depresyonu tetikleyen nedir?

Sevilen birinin kaybı, ayrılık, boşanma, ani yaşam değişiklikleri, travmatik olaylar (doğal afetler, istismar gibi), kronik stres, iş kaybı, bazı fiziksel hastalıklar, alkol ve madde kullanımı gibi biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler depresyonu tetikleyebilmektedir.

Depresyondaki insan nasıl düşünür?

Depresyondaki bir insan kendisine ve dış dünyaya dair olumsuz düşünme eğilimindedir. Çoğu zaman gerçekçi olmayan biçimde kendini suçlayan, hataları büyüten ve sorumluluğu tamamen kendisine yükleyen yoğun suçlayıcı düşünceleri ön plandadır. Değersiz olduğunu düşünür. Geleceğe ilişkin düşünceleri ise yoğun umutsuzluk ve karamsarlık içerir. Zihninden sürekli ölümle ilgili düşünceler geçer.

Depresyonda olup olmadığımı nasıl anlarım?

Depresyonda görülen belirtilerin en az iki hafta süreyle devam etmesi ve bu belirtilerin bireyin günlük işlevselliğinde belirgin aksaklıklara yol açması, kişinin depresyonda olduğunu düşündüren temel ölçütlerdir.

Depresyon kaç gün sürer?

Depresyonun süresi kişiye ve depresyonun türüne göre değişir. Majör depresyonda belirtiler daha ağırdır ve en az iki hafta sürer. Tedavi edilmezse belirtiler uzayabilir, ağırlaşabilir ve kronikleşebilir. Distimi (kronik depresyon) ise belirtilerin daha hafif seyrettiği ancak uzun süreli olduğu bir depresyon türüdür ve en az iki yıl devam eder.

Depresyona iyi gelen şeyler nelerdir?

Depresyon sürecinde kişi, ilaç ve psikoterapiye ek olarak kendi çabasıyla süreci desteklemelidir. Sosyal ortamlardan uzak durmamak, sessizlik ve içe çekilmeden kaçınmak; isteksizlik ve yorgunluk olsa bile küçük adımlarla hareket etmek önemlidir. Kısa yürüyüşler, hafif egzersizler ve geçmişte keyif veren aktiviteleri kısa süreli de olsa yapmak, zamanla haz alma kapasitesinin yeniden canlanmasına yardımcı olur.

Evde depresyona ne iyi gelir?

Günlük rutinleri sürdürmek, ev işleriyle (temizlik, yemek yapmak gibi) uğraşmak, kişisel bakıma özen göstermek ve evde daha önce keyif veren aktiviteleri, ne kadar zorlayıcı olsa da küçük adımlarla devam ettirmek depresyon sürecine olumlu yönde etki eder. Aynı zamanda, her ne kadar güç olsa da yemek ve uyku düzenine dikkat etmek iyileşme sürecini destekler.

Bilgi Al